Göksu Deresi

Göksu Deresi

Göksu Deresi

Göksu Deresi, hani bazı ortamlar vardır ya, kendinizi rahat hissettiğiniz, kitabımı alsaydım yanıma okurdum ne güzel dediğiniz olur ya bazen, sessiz ama harika manzarasına doya doya bakerken çay içmek istediğiniz…Hah işte öyle bir yer burası.

Beykoz sokakları genel anlamda rahatlık verse de, yeşil suyun verdiği hafifliği Göksu Deresine gelmeden alamıyorsunuz. Merkezin tam ortasına konumlanmış, her yerde kolu olan bu dere, Anadolu Hisarının hemen yanında akıp gitmekte.

Derenin üzerinde ki kayıklar, dereye yakın yerlerde ki cafeler muhteşem bir nüans oluşturmuş. Dinlenmek için harika bir yer olan göksu, hiç kalkmak istemediğiniz yere dönüşecek 🙂 Her yere kolu var demiştim ya, Yanında Anadolu Hisarı, derenin sonunda Küçüksu Kasrı, Yukarısında Mihrabat korosu ve Kanlıca bulunmakta. Hangi yöne giderseniz gidin, illaki harika bir eserler karşılaşıyorsunuz.Bana kalırsa gelmişken birbirine yakın olan her yeri gezmelisiniz..

Tarihsel Süreç

Göksu, Anadolu Hisarı, Yeni Mahalle sırtları ve Marmara Denizi ile çepeçevre sarılmış güzel bir boğaz semtidir. Göksu ve Küçüksu dereleri arasında bulunan semt eskinin en önemli mesirelerindendi. Köklü bir geçmişe sahip olan Göksu bölgesine Bizanslılar “Kutsal Kuyular” anlamına gelen “Potamonion” adını vermiş, ortasından akan dereyi ise “Aretea” olarak adlandırmışlardır.

O dönemde Göksu ve civarında önemli bir yerleşim yoktu. Fakat bölgeye canlılık katan pek çok su kaynağı vardı. Kutsal sayılan bu suların, günahlardan arındırıcı, şifa verici özelliklere sahip olduklarına inanılırdı. Bu nedenle her bir su kaynağının başına bir ayazma yapılmış ve her ayazmayı koruması için de bir aziz tasviri konulmuştu. Yılın belli tarihlerinde bu kaynaklar etrafında ibadet yapılırdı.

Göksu ve deresi İstanbul’un fethinden önce de sonra da Osmanlılarca rağbet gören bir bölgeydi. Bereketli toprakları, yerleşim için tercih edilmesini sağlamış, iskan bölgesi haline gelmiştir. 18. ve 19.y.ylar en çok ilgi gördüğü dönemlerdi. Derenin kenarlarından elde edilen çamurdan yapılan mutfak kapları çok zarif olduğundan tercih edilirdi. Bu nedenle dere boyu bir çok çömlek yapan atölyeler bulunurdu.

Padişahların da dinlenmek için sık sık geldikleri bir yerdi burası. Önce 1.Mahmut, 2.Mahmut ve daha sonra Sultan Abdülmecid yaptırdıkları Küçüksu Kasrı’nda kalmak için bu bölgeye gelirlerdi. Özellikle 4.Murad’ın sık sık buraya geldiği bilinmektedir.

Bir Cevap Yazın

Takvim

Haziran 2019
P S Ç P C C P
« May    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
%d blogcu bunu beğendi: